Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Altered Carbon

Zamanımızın ötesinde, teknolojinin getirdiği avantajlar ile yozlaşmış bir Dünya görmek istiyorsanız, Altered Carbon tüm gerçekliği ile her bölümünde sizlere bunu sunmak için hazırda bekliyor. IMDB puanı 8.1 olan Cyberpunk temalı muhteşem diziyi sizlere anlatmak için sabırsızlanıyorum. Cyberpunk türüne meraklı kimselerin kesinlikle göz ardı etmemesi gereken bu diziyi gelin belli başlıklar altında "spoiler" vermeden irdeleyelim.
Hikaye Dizi 25. yüzyılda, insanların ölümsüzlük ile tanıştığı bir dönemde geçiyor. Omuriliğe takılan bir çip sayesinde beden ölse dahi bilinç farklı bedenlere aktarılarak yaşam döngüsü sürdürülmeye devam ediyor. Ana kahramanımız Takeshi Kovacs'de bu teknolojinin herkes tarafından kullanıldığı uzak bir gelecekte çok zengin bir bürokrat ve ölümsüz olan Laurens Bancroft tarafından tekrar canlandırılıp bir göreve tayin ediliyor. Kahramanımız tekrar yaşama döndüğünde ise bir zamanlar gerçekleşmemesi için mücadele ettiği geleceğe acı bir şekilde şahit o…

The Kid Who Would Be King

Fantastik filmler köşesinde bugün The Kid Who Would Be King, ülkemizde ki adı ile Kral Olacak Çocuk filmini ele alacağız. Blogta böyle bir köşemiz olmasa da bugünlük var olduğunu varsayalım. Film ile de oldukça alakalı bir davranış olacaktır. Çünkü bu filmi izlerken aslında birçok şeyin hiç var olmadığını düşünerek izlemeniz gerekiyor.

Başlangıçta bir çocuk filmi gibi gözükse de izledikçe anlıyorsunuz ki gerçekten de bir çocuk filmi. Bunun dışında yetişkin bir birey ancak ve ancak yapacak hiçbir şey, izleyecek hiçbir dizi ve ya film bulamadı mı bu filme göz atmalı. Bolca klişe ile beraber "anca beraber kanca beraber" mottosunun fazla dramatize edilip çocuksu bir yapıya bürünmesi filmi izlerken bazı noktalarda sıkılıp filmden kopmanıza sebep olabilir.

Film bizlere muhteşem bir hikaye sunmuyor. Tek yaptığı var olan bir hikayeyi oldukça basite indirgeyip günümüze uyarlayarak perdeye aktarması. Referans alınan hikaye tabiki de Kral Arthur, Merlin ve Morgana üçlüsünden oluşuyor.…

The Order

Boş vaktiniz çoksa, genç aşıkları ve arkasında hiçbir mantık aramadığınız bir dizi olayı izlemekten zevk alıyorsanız eğer, The Order tam size göre bir dizi. Tabi biraz daha detaylandırmak gerekiyor. Malum bir çoğumuz The Vampire Diaries ve ya Supernatural gibi dizileri kesinlikle izlemişizdir. Teen Wolf'da buna dahil edilebilir. Bu dizimiz de saydığım dizilerden birçok esinti taşımakta. Birebir benzemiyor elbette fakat ortak noktalar mevcut. Peki The Order nasıl bir dizi?

The Order, görsel efektlerin ara ara kullanıldığı fakat çok sırıtmadığı, içerisinde bolca büyü ve kurt adam barındıran, gelişen olayların hiçbir şekilde derinliğine inmeyen ve sizi bir anda herkesin öldüğü bir kargaşının içine bırakan, olmazsa olmaz aşk kırıntıları serpilmiş, genç azimli ve insanlar için doğru kararlar veren ortam folloşu olmuş bir çocuğun intikam serüvenini anlatan bir dizi.

Dizinin yüzeyselliği hat safhada. Şöyle diyebilirim, ana kahramanımızın neden intikam almak istediğini biliyoruz fakat bu…

Organize İşler: Sazan Sarmalı

On dört yıl önce Organize İşler ilk kez vizyona girdiğinde henüz küçük bir çocuktum. Bu tarz filmleri anlamak bir yana izlemek için bile bir çaba sarf etmezdim. Malum o zamanlar sekiz yaşında idim ve tek ilgi alakam Örümcek Adam üzerineydi. İlk film ile tanışmam bu yüzden çıkış tarihinden yıllar sonra olmuştu. Fakat ilk izlemem asla son izlemem olmadı ve hatta en son bir ay önce kadar filmi tekrar izledim. Şimdi diyebilirsiniz "Sen şimdi bunu neden anlattın?" Anlattım çünkü ben Organize İşler: Sazan Sarmalı'nı bir daha izlemeyeceğim. Şimdi gelelim nedenlerine...

NOT: Film şuan Netflix'te gösterimde.
Aynı Tas Aynı Hamam Kendime "Yılmaz Erdoğan ilk filmde ortaya koyduğu hikayenin bir benzerini ikinci filmde kullanmaz" demiştim. Yani Sazan Sarmalı duyurulduğu günden bu yana içimde böyle bir fikir vuku bulmuştu. İlk filmde elde ettiği kaliteyi daha da arttıracağını düşünmüştüm. Çok yanlış düşünmüşüm.

Hırsızlık, dolandırıcılık ve bunların çevresinde gelişen aks…

Kürk Mantolu Madonna

İnsanın kalbine dokunan çok az eser vardır ki tüm benliğimle belirtebilirim Sabahattin Ali'nin elinden çıkmış olan Kürk Mantolu Madonna'da bu eserlerden biridir. Öyle ki Türk yazarlara ve bunun gibi birçok esere karşı olan ön yargımı da kırmayı başarmıştır. Kitap tercihlerim her zaman bizim kültürümüzden uzak, bilim kurgu ve fantastik öğeler içeren eserler olmuştur. Çok nadirdir ki arada birkaç Türk yazara ait romanlar vardır. Sakın yanlış anlamayın hiçbir zaman yazarlarımızın kötü olduğunu düşünmedim sadece okuma açlığımı yabancı yazarların elinden çıkmış bu türlerin doyuracağına inandım ve gel gör ki çok büyük yanılmışım. 

Kendimi kitaba öyle bir kaptırmıştım ki anlamından bir haber olduğum birçok eski Türkçe kelime bile akıp giden hikayenin ortasında manasını buluyordu. Her şey o kadar yalın ve netti ki tek odaklanabildiğim Raif Bey ve onun muhteşem hikayesi idi. Gözümde mekan, zaman ve diğer isimlerin hiçbir önemi yoktu. İçimi saran merak kitabı bir çırpıda bitirmeme sebep…

Star Trek: Discovery Nasıl Olmuş?

Sonsuz ve ya inanılmaz derecede büyük diyebileceğimiz evrenimiz içinde yıldızlararası bir maceraya çıkmak istiyor fakat gerekli teknolojiye sahip olmadığınız için bu hayalinizi gerçekleştiremiyorsanız bir Netflix yapımı olan Star Trek: Discovery imdadınıza yetişiyor. Ayrıca sakın endişelenmeyin bu diziyi izlemek için Star Trek evrenine iyi derece de hakim olmanıza gerek yok. Çünkü içerisinde barındırdığı hikaye akışı, olay örgüleri, karakterlerin kendine has özellikleri ile bambaşka bir yapıt olmuş. Şimdi diziye beraber bakış atacağız ve baştan belirtmem lazım Star Trek: Discovery birçok açıdan harika işlenmiş.

Bilim kurgu hayranı biriyim ama Star Wars ve Star Trek gibi yapımlara hiçbir zaman sıcak bakmamıştım. Çünkü bir uzay filmi çekiyorsanız; uzayın gizemlerinden, büyüklüğünden bahsetmemek ve izleyicilere güzel sürprizler yapmamak, o filmi bir uzay filmi olmaktan çıkarır diye düşünüyorum. Uzay temalı filmlerin tahmin edilebilir senaryolar içermesi ve ya sürpriz dedikleri şeyin esk…

Venom İnceleme

Venom duyurulduğu günden bu yana diğer MCU filmleri gibi beklenti içerisine girdiğimiz ve her fragmanında bize heyecan katmak yerine "Acaba iyi bir film olacak mı?" sorusunu sordurtan bir Sony yapımı idi ve şunu söylemem gerekir ki film gerçekten bok gibi. Ya da gavurların tabiri ile "like shit." Peki neden kardeşim, hele bir açıkla derseniz, başım üstüne...


En başından beri Spider-Man'i görmeyeceğimizi, mahallemizin süper kahramanından apayrı bir film çekileceğini biliyorduk. Sonuçta Sony, MCU ile ortak bir şeyler yapmak yerine hala elinde ki şeyleri köküne kadar kullanıp piç etmeye devam etmek istiyor. Çünkü oda çok iyi biliyor ki Spider-Man filmlerinin, hatta Spider-Man'i geçtim düşmanlarının bile sinemada bir karşılığı var.

Özellikle Venom gibi Spider-Man ile bir bütün haline gelmiş düşmanları kastediyorum. İşte Sony'nin ilk ve en büyük hatası bu ki, Venom filmi çekiyorsunuz ama içinde Spider-Man yok!? Bu sizce akıl kârı bir iş mi? Çıkışı bile Spide…